MAKRO BİTKİ BESİN ELEMENTLERİ NELERDİR ? BİTKİLER İÇİN GÖREVLERİ NEDİR ?

Mineral Olmayan Besin Maddeleri

Bu mineraller; Hidrojen (H), Oksijen (O2), Karbon (C)

Bu elementler doğada; hava ve suda bulunur. Bitkiler fotosentez ile güneşten aldıkları enerji ortamında bulunanelerindeki karbondioksiti (CO2), karbon (C) + oksijene (O2) ve suyu da hidrojen (H) ve oksijene (O2) içerisindelar. Bu parçaladıkları elementleri de nişasta ve şekere döndürürler. Nişasta ve şekerlerde bitkilerin depoladıkları besin maddeleridir. Bunları kontrol etme imkanımız yoktur.

Mineral Olan Besin Maddeleri

Azot, Fosfor, Potasyum, Kalsiyum, Magnezyum, Kükürt, Bor, Bakır, Demir, Klor, Mangan, Molibden, Çinko, Nikel, Silisyum, Kobalt, Sodyum’dur.

Bu mineraller toprakta ve toprağın içindeki ve suda erimiş halde bulunur. Bitkiler bu bitki kökleri toplama gelenlerine alıyorlar. Bu besin maddelerinin tamamı yoğun üretimden önce toprakta yetirince bulunur. Bitkiler bu odada eksikliğini korumakta başarılı bir şekilde büyüyüp gelişemezler ve verim kayıpları yaşanmakta neden olur. Dışarıdan bu mineralleri gübreler ile toprağa dolayısı ile bitkilere vermekteyiz.Bu sayede bitkiler sağlıklı büyüyüp gelişebilirler ve verim burada.

Mineral besin maddeleri iki gruba ayrılır; makro besin maddeleri ve mikro besin elementleri

Bitki büyümesi temel ve yardımcı besin maddelerinin tümü bir tane yok yok, büyüme anormallikleri, besin elementinin noksanlığı semptomlarını gösterecek ve sağlıklı gelişmeyeceklerdir.

MAKRO BESİN MADDELERİ (MAKRO ELEMENTLER)

Azot (N), Fosfor (P), Potasyum (K), Kalsiyum (Ca), Magnezyum (Mg), Kükürt / Sülfür (S) 

AZOT (N):

Bitkilerin yaşamında hayati önem taşıyor. Proteinlerin, hormonların, klorofilin, vitamin ve enzimlerin önemli bir yapı taşıdır. Vejetatif aksam denilen yeşil aksamın büyüyüp geliştirmesini sağlıyor.

Azot kaynakları;

Mineralizasyon denilen bir süreçle bitkilerin faydalanabileceği azot kaynakları artmaktadır. Mineralizasyon bitki artıkları, organik gübreler ve çiftlik gübresi gibi organik bitki parçalanması ve Amonyum (NH4 +) gibi inorganik azot formuna dönüşüm sürecidir. Ayrıca atmosferik bulunan gaz halindeki  Azot (N2)  bakterilerinde bitkilerin alabileceği amonyum bileşiklerine çevrilir. Toprağa inorganik ve organik gübreler bitkilerin ala alabilen azot tasfiyesi yapılabilir. Topraktaki nem durumu, toprağın havalanması, toprağın ısısı, toprağın pH’sı ve topraktaki organik bitkiler

Bitkiler  azotu  iki şekilde alırlar. Bunlar Nitrat azotu (NO3-) ve Amonyum azotu (NH4 +) biçimindedir. Bitkilerin kökleri bu onu iki azot biçimini de alırlar. Bitkilerin bileşimi nitrat azot biçimini amonyum azotuna tercih ederler. Ancak nitrat azotunun toprakta kaybolma eğilimi fazladır. Amonyum azotunu hazır olarak kullanamazlar. Amonyum azotu emilmeden önce nitrifikasyon denilen bir süreçle bakteriler tarafından nitrat azotuna çevrilir. Amonyum azotunun  nitrat azotuna çevrilmesinde toprağın ısısı etkili olur. Toprak ısısının 10ºC ortamında çevrelarda bu çevrilme işlemi daha çabuk olur. Nitrifikasyonun en etkili olduğu toprak pH’sı 5,5-6,5 arasında olduğu zamandır. Nitrifikasyon 2-4 haftada tamamlanabilir.

Azot Kayıpları 

Azotu almasını engeller. Bu faktörleri şöyle sırılabileceiz. Nitrat (NO3-) ve Amonyum (NH4 +) azotu bitkilerin alamayacağı organik azota çevrilir bu sırada immobilizasyon denir.Su sıkıntısı olduğu ve pH’nın yüksek olduğu ortamlarda amonyum azotu (NH4 +) uçucu gaz olan amonyum seviyesi (NO3-) ve bu amonyum gazı uçarak atmosfere karışır.

Gübrelerin yıkanarak akıp gitmesi diğer bir kritik azot kaybıdır.

Diğer bir azot kaybı ise denitrifikasyon denilen süreçle nitrat azotunun kaybolmasıdır. Nitrat azotu (NO3-) bakterilerde nitrit (NO2-) e çevrilir ve oda nitrik oksit (NO) ‘i çevrilir, sonra nitrus oksid (N2O) veya azot gazına (N2) çevrilir ve bu gaz topraktan atmosfere salında bozulur.

Azot azlığı var ise ağaçta vejetatif yapılandırma süreci kısalır. Yaprakların sararmasına ve büyümenin yavaşlamasına yol açar. Soluk yeşilden sarıya kadar varan sağlıksız ve ince sürgünleri olan azalmış bir tepe büyümesi gerçekleşir. Bu belirtiler sürgünlerin dibindeki yaşlı yapraklarda apaçık belli olurlar. Azot noksanlığı arttıkça yaşlı yapraklardan başlayarak kloroz denilen sararmalar meydana gelir. Ağaçlar erken yaşlanırlar.

Azot Fazlalığı (Toksisitesi)

Meyve ağaçlarında çiçeklenme ve meyve verimini geciktirir. Aşırı geçen sürgün büyümesi, buna eşlik eden Sonbaharda gecikmiş bir yaprak dökümü görülür. Azot üretimi optimum düzeyin üzerine çıktıkça, meyve rengi azalır ve olgunlaşma gecikir. Kırmızı çeşitler daha az kırmızı sarı çeşitlerin yeşil olma eğilimi vardır. Elma ve armutlarda tat ve depolama süresi azalır. Bunun dışında elma ve armutlarda azotun fazlalığı kalsiyum alımını engeller, bunun sonucunda büyük zarar veren mantarlaşma ve acı benek oluşur. Ve diğer fizyolojik sorunlar ortaya çıkar.

FOSFOR (P):

Toprakta fosfor Ca, Fe ve AI fosfatlar halinde ve apatit şeklinde bulunur. Bitki açısından fosfor kök gelişimi, bitki olgunlaşması, erken tohum teşekkülü, döllenme ve hastalık ve zararlılara karşı direnci arttırdığından büyük önem arzeden bir besin elementidir. 
Toprakta fosfor fiksasyonuna toprakta bulunan kil tipi ve miktarı, toprak
pH’sı, organik madde miktan ve kireç gibi etmenler etki eder. Toprak fosforu asit koşullarda AI, Fe, Mn ve bu elementlerin çözünmeyen hidrate oksitleriyle, alkalin koşullarda ise Ca ve Mg ile reaksiyona girerek elverişsiz duruma geçmektedir. 

Fosfor bitkilerde her türlü büyüme ve metabolik reaksiyonları başlatan bir katalizör maddesidir. Tohumun çimlenmesi, fotosentez, ve protein teşekkülünü sağlar. Çiçek, meyve ve saçak kök oluşumunu teşvik eder. Meyvelerin olgunlaşmasını sağlar. 

Gübrelerle verilen veya topraktaki mevcut fosforun etkinliğini pH’yı düşürerek sağlayabiliriz. Sıvı elementer kükürt uygulamasının önemi burada da ortaya çıkmaktadır.

Fosfor Noksanlığı

Fosfor noksanlığı bitkinin en çok generatif yönden zarar görmesine neden olur. Fosfor noksanlığı kendini öncelikle yaşlı yapraklarda gösterir (mobildir).

Cansız, zayıf ve yumuk çiçek oluşumu. 

Yaprakların önce koyu yeşile, sonra mavi yeşile, ve daha sonrada kırmızı ve kırmızı-mor renge dönüşmesi (antosiyan birikimi).

Köklerde zayıflama, cansızlık ve emici tüylerin yeterince oluşmaması.

Sürgünlerde kısalma, incelme ve ipliksi gelişme, boğum aralarında daralma.

Tomurcuklar geç patlar.

Sürgünler ve çiçeklenme azalır.

Meyve ve çiçeklerin prematüre (zamanından önce) dökümleri görülür.

Küçük ve şekilsiz meyve oluşumunun yanında çekirdek sayısında azalma, çekirdek gelişim bozuklukları ve raf ömründe kısalmalara sebep olmaktadır.

Bitkinin tam olarak faydalanması için fosfor köklere yakın olarak verilmelidir. 

Fosfor Fazlalığı (Toksisitesi)

Fosfor fazlalığında veya aşırı fosfor gübrelemesinde demir (Fe+2) çinko (Zn+2), kalsiyum (Ca+2), bor (B) ve mangan (Mn+2) alınımına engel olur.

POTASYUM (K):

Potasyum, azot ve fosfor gibi bitki yapısına çok girmez. Daha çok bitkinin bazı hayatsal olaylarında kendini hissettirir.

Dokuların tuz konsantrasyonunu ve ozmotik basıncı ayarlayarak bitkide su dengesini sağlar.

Bitkilerin kuraklığa, dona ve tuz zararına karşı dayanımını arttırır.

Bitkilerin yapraklarında oluşturduğu protein ve karbonhidrat gibi yapıların meyveye taşınmasında rol alır ve meyvenin içini doldurarak verim ve kaliteyi artırır.

Fotosentez ve solunum için gerekli olan birçok enzimin faaliyetine yardımcı olur. Ürün kalitesini arttırır. Meyvenin renk, tat, aroma, sertlik, depo dayanıklılığı ve raf ömrünü etkileyen en önemli elementtir.

Potasyum bitki bünyesine K+ iyonu şeklinde alınmaktadır ve eksikliği ilk önce kendini yaşlı yapraklarda göstermektedir. Fazla alınan potasyum magnezyum alınımını azaltır ve bitkinin tepe sürgününün yavaşlamasına neden olur.

Potasyum noksanlığı

Belirtilerinde önceki mevsimsel oluşum sürgünlerin alt bölümüdeki yaşlı yapraklarda gelişir. Yaprakların ucunda yanıklarla temizlemek edilirler. Taş çekirdekli meyvelerde, doğru doğru yanal (Yanal) kıvrılması ve yanıklığın gelişmesiyle kloroz (sarılık) Gelen belli olur. Ağır bir meyve yükü, bu belirtileri vurgular. Araştırmalar potasyum ve meyve yükü arasında tersine bir ilişki olduğu belirtiliyor. Temizlemek, meyve yükü ne kadar hafif olmasın, o kadar çok potasyum gerekir artar.

Potasyum toksisitesi

Bilinen hiçbir görsel belirti direkt olarak potasyum fazlalığı ile öncedenilemez. Buna rağmen, yüksek potansiyel potasyum olduğu zaman magnezyum noksanlığı gözükme eğilimi

KALSİYUM (Ca):

Hücreler arası lamellerde bulunur ve hücre zarının geçirgenliğini düzenlerken, hücre uzamasında ve bölünmesinde etkilidir. Hücre duvarının yapı taşıdır.

Kalsiyum yeni gelişen hücre dokularının uç noktalarının gelişmesinde, köklerin ve çiçeklerin normal oluşumunda etkilidir. 

Kalsiyum noksanlığı

İlk önce genç yapraklarda yaprak uçlarının kuruması veya yukarı doğru kıvrılmasıyla görülür. Ve damar aralarında kloroz ortaya çıkar. Sürgün ucu büyümesi durur, sürgün uçlarında kuruma gözlenir. Kök gelişimi zayıflar, köklerin dayanıklılığı azalır. Bitkinin hastalık ve zararlılara karşı dayanıklılığı azalır.

Bitki dokusu ve meyveler yumuşaktır, raf ve depo ömrü kısadır.

MAGNEZYUM (Mg):

Magnezyum, klorofilin merkez atomudur ve fotosentezde hayati öneme sahiptir. Ayrıca nükleoprotein oluşumunda etkilidir. Bu nedenle magnezyum eksikliğinde, klorofil miktarı düşer ve fotosentez geriler. Buna bağlı olarak da bitki gelişimi geriler ve ürün kaybı meydana gelir.

Magnezyum Noksanlığı

Magnezyum eksikliği kendini ilk önce yaşlı yapraklarda gösterir. Her bitkide farklı olmakla birlikte genel olarak magnezyum noksanlıklarında; yaşlı yapraklarda renk açılır, yaprak üzerindeki ana ve ikinci damarlar yeşil daha ince damarlar ise sarıya döner ve damar aralarında lokal dalgalı yuvarlak sararmalar görülür.

Magnezyum Toksisitesi

Fazladan magnezyum seviyesi, kesinliği, fakat kesinleşmiş potasyum yâda kalsiyum noksanlığı olarak gözükür.

KÜKÜRT (S):

Bitkiler tarafından alınabilen kükürt kaynağı, elemental kükürt ve organik madde içerisinde bulunan kükürttür. Bitkiler kükürdü SO4-2 iyonu şeklinde alırlar. Bunun yanında kükürdü yaprakları ile SO3 ve az da olsa elemental kükürdü de alabilirler. Ayrıca, bitkiler bu elementi SO2 gazı şeklinde de absorbe edebilirler.

Kükürt organik maddenin yapısına giren bir elementtir. Kükürt bitkilerde sistin, sistein ve metionin gibi kükürtlü aminoasitlerin yapısında yer alır ve bunlarla birleşerek proteinleri oluşturur. Bu döngü sırasında kükürt, birçok enzimatik faaliyette görev alır. Kükürt bitki bünyesinde kolaylıkla taşınabilir (mobildir). Fakat, bitki bünyesine girdikten sonra hemen çeşitli bileşikler oluşturduğu için N,P,K ya göre az hareketlidir.

Protein sentezi için gerekli bazı aminoasitlerin yapısında bulunur.

Enerji, hormon ve bazı enzimlerin sentezinde yer alır.

Nitrat ve karbonhidrat metabolizmasını hızlandırır.

Yüksek pH’lı topraklarda pH’yı düşürmek için kullanılabilir.

Kükürt Noksanlık Belirtileri

Kükürt noksanlığı azot noksanlığına oldukça benzeyen belirtiler gösterir. Azot noksanlığı ile kükürt noksanlığını ayıran taraf, kükürt noksanlığının azotun tersine, genç yapraklarda görülmesidir. Yapraklar dökülür ve tomurcuk ölür. Protein sentezi düşer, verim kaybı artar.